Karaciğer Hastalıkları ve Sarılık

Karaciğer nerededir ve neye benzer?

Karaciğer, karın boşluğunun üst sağ kısmında, diyaframın (göğüs ve karnı ayıran bir kas tabakası) altında ve mide, sağ böbrek ve bağırsakların komşuluğunda yerleşik bulunmaktadır. Karaciğerin alt kısmında safra kesesi vardır.

Bir koni görünümünde olan karaciğer, yaklaşık 1-2 kilogram ağırlığında olan koyu kırmızımsı-kahverengi bir organdır. Karaciğere kan sağlayan iki ayrı kaynak mevcuttur:

Karaciğer, her zaman vücudun kan akımının yaklaşık 500 ml’sine (%13) sahiptir.

Karaciğer, her ikisi de binlerce lobcuktan oluşan sağ ve sol loblar olmak üzere iki ana lobdan oluşmaktadır. Bu lobcuklar, küçük kanallara bağlıdır ve küçük kanallar daha büyük kanallara bağlanarak ana karaciğer kanalını oluşturur. Karaciğer kanalı, karaciğer hücreleri tarafından oluşturulan safrayı, safra kesesine ve onikiparmakbağırsağına (ince bağırsağın ilk bölümü) taşır.

Karaciğerin fonksiyonu nedir?

Karaciğer, kandaki birçok kimyasal maddeyi düzenler ve karaciğerden atık maddelerin taşınmasına yardımcı olan “safra” adı verilen bir ürün salgılar. Mide ve bağırsaklardan çıkan kanın tamamı karaciğerden geçer. Karaciğer bu kanı işler ve besin ve ilaçları parçalayarak vücudun geri kalanı için kullanımı daha kolay olan formlara ayırır.

500 HAYATİ FONKSİYON

Karaciğerin işlevleri nelerdir?

Karaciğer vücuttaki en karmaşık ve metabolik olarak en aktif organdır.  Beş yüzden fazla yaşamsal fonksiyon sergiler. Önemli fonksiyonların bazıları şunlardır

Karaciğeri özgün kılan nedir?

REZERV

Karaciğerin %70′i alınsa bile karaciğer fonksiyonları normal kalır (geriye kalan %30′unun sağlıklı olması koşuluyla). Dolayısıyla, karaciğer kanseri olan kişilerde, kanserli karaciğerin büyük bölümleri karaciğer fonksiyonu hasar görmeden veya bozulmadan çıkartılabilir.  Benzer şekilde, nakil amaçları doğrultusunda karaciğerin yarısından fazlası karaciğer fonksiyonunda bozulma veya başka bir ciddi hasar olmaksızın donörden alınabilir.

YENİLENME

Karaciğer, büyük bölümleri alındıktan sonra kendisini yenileyebilen vücuttaki tek organdır. Karaciğerin küçük kalıntıları, birkaç hafta içerisinde normal boyutuna ulaşabilir. Bu nedenle, yaşayan donörlerden ve karaciğer tümörlü kişilerden büyük karaciğer parçaları güvenle çıkarılabilir.

Bu durum, karaciğerin kısa sürede büyüyerek normal boyutuna ulaşması nedeniyle, karaciğerin yarısının karaciğer yetmezliği olan hastalara başarıyla nakledilmesini de açıklamaktadır.

Sarılık nedir belirtileri sarılık tedavisi sarılık nedenleri nelerdir

Sarılık:

Halk arasında, viral hepatitle, sarılık karıştırılır ve her sarılık ” viral hepatit” zannedilir. Halbuki sarılık bir hastalık değil belirtidir. Birçok hastalık, sarılık belirtilerine neden olabilir. Örneğin, ana safra kanallarında taş olması sarılığa neden olabilir. Ancak viral hepatit’le hiçbir ilgisi yoktur ve bulaşmaz. Yeni doğanlarda rastlanan sarılığı da hepimiz biliriz. Bu tür sarılığın da “viral hepatit”le bir ilgisi yoktur ve bulaşmaz..

Üç çeşidi vardır

Ortak belirtileri ise şunlardır. Hastalığın neden olduğu sarı renk, önce göz aklarında görülür. Sonra yüz, boyun, gövde, kol ve bacaklara kadar yayılır. İdrarın rengi sarı ile koyu kahverengi arasında değişir. Ciltte de kaşıntı vardır. Büyük abdest, kil renginde ve fena kokuludur.Tedavinin ilk şartı, yatak istirahatidir. Sıkı bir perhiz uygulanır.

Hepatite yol açan A,B,C,D,E virüsleri yanısıra daha az sıklıkta farklı virüslerde vardır. A ve E virusları dışkı ile atılırlar. A virusu ile oluşan bulaşıcı sarılıkta hastanın dışkısı, sarılığın ortaya çıkışından 2 hafta öncesi ile 1 hafta sonrası çok bulaşıcıdır. Bu viruslar ile oluşan hepatitler esas itibariyle, virus taşıyan dışkı ile kirlenmiş su ve besin maddelerinin (sebze ve meyvalar) ağızdan alınması sureti ile bulaşırlar. Virusla kirlenmiş yüzeylere temas etmiş ellerin ağıza değdirilmesi de kişisel bulaşmada ve virusun yayılmasında çok önemlidir. B ve C virusları ise, başlıca, kan yoluyla (kan ve kan ürünlerinin alınması, mikroplu enjektör ve iğnelerinin kullanılması, ortak jilet veya diş fırçası kullanımı, akupunktur, diş tedavisi—) ve cinsel ilişki suretiyle bulaşırlar. Hastalığın, bu virusları taşıyan anneden bebeğe geçişi de mümkündür.

En sık rastlanan belirtiler, halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, karnın sağ üst kadranında ağrı, derinin ve gözakının sararması ve idrarın koyulaşmasıdır. Kısa süren ateş olabilir.Hastaların bazıları enfeksiyonu sararmadan halsizlik eklem ağrıları ve hafif ateş ile gripal enfeksiyon tarzında geçirirler.

A ve E hepatit enfeksiyonları tam şifa ile iyileşirken,B,C hepatitler ise kronikleşebilirler.Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde hepatit B hala önemli bir sorundur. Ülkemizde hepatit B oranı bölgelere göre değişmekle beraber % 10 civarındadır.Gelişmiş ülkeler de ise aşı sorunu çözüldüğü için bu oran çok azdır.Hepatit C nin aşısı henüz yok.Hepatit B ve C hastalarının bir kısmı kronikleşebilmekte ve siroz ,ileri dönemde karaciğer kanserine dönüşebilmektedir.Hepatit C nin toplumumuzdaki yaygınlığı çok düşüktür. bu nedenle C virusu hepatiti bireysel açıdan tehlikeli bir hastalık olmakla beraber toplumsal açıdan fazla tehlike arzetmiyor. C virusu hepatiti özellikle hemodiyaliz hastaları ve sık sık kan nakli yapılan hastalar için ciddi bir tehlike oluşturabilir

Hepatit B enfeksiyonu geçirenlerin bir kısmı tam olarak iyileşememekte ve taşıyıcı kalmaktadırlar. B virusu taşıyıcısı, hasta olmasa bile, kanı ve diğer vücüt sıvıları ile hastalığı başkalarına bulaştırabileceğini bilmelidir. Kan vermemeli ve korunmasız (kondom.) olarak, bağışık olmayan veya aşılanmamış kişilerle cinsel ilişkiye girmemelidir . B virusu hepatitine karşı, aşı ( ve / veya gerektiğinde HB immunglobulin ) ile, etkin biçimde korunmak mümkündür. Aşı yüksek oranda (%95 )bağışıklık sağlar. Bu bağışıklık en az 5 yıl devam eder. Hepatit B aşısı çok güvenilir bir aşıdır Akut hastalıkta özel bir tedavi yoktur. Hastaya sindirimi kolay yiyecekler verilir. Yağı az yiyecekler önerilir. Üzüm, bal gibi glikozdan zengin besinlerin mönüde yer alması uygundur. Hasta istirahat ettirilir. Akut hastalık genel olarak 4-6 haftada kendiliğinden iyileşip şifa ile biter.Kronik hepatitlerde ise aktivasyon derecesine ve enzim seviyelerine göre tedaviler uygulanmaktadır.Bu yönde gelişmeler hızla ilerlemektedir

Sorular

Hayır. Bu hastalık bir spirokerle geçmektedir ve taşıyıcıları farelerdir. Hastalık fare ısırmasıyla ve fare pisliği veya idrarı ile bulaşmış olan su ve yiyeceklerden de gelebilmektedir.

Bu hastalığa genellikle liman işletmelerinde, yük iskelelerinde, lağımlar ve kanalizasyonlar ile farelerin en çok bulunduğu yerlerde rastlanmaktadır. Liman işçileri, kanalizasyon işçileri ve maden işçileri bu hastalığa yakalanma ihtimalleri çok olan kişilerdir.